Herkese merhaba, uzun süredir muhtemelen çok yerde gördünüz ya da duydunuz; moda dünyasında “satılmadıysa yok et” döneminin sonu geliyor. Detayları…
Bileğimizdeki Dijital Doygunluk ve Lüks Horolojinin Sessiz Zaferi
Birkaç yıl öncesine kadar akıllı saatlerin mekanik saatçiliği tarihe gömeceği iddia ediliyordu. Ancak 2026 itibarıyla sektörün yönü bambaşka bir hikâye anlatıyor. İsviçre saat ihracatında adetler gerilerken, sektörün değerinin üst segmentte yoğunlaşması dikkat çekiyor.
2025’te İsviçre saat ihracatı değer bazında %1,7 gerilerken, sektörün en güçlü markaları pazar paylarını artırmaya devam etti. Belki de tüketici artık yalnızca zamanı gösteren bir teknoloji satın almak istemiyor.
Bileğimizde taşıdığımız şeyin bir bildirim panelinden ziyade bir zanaat, bir hikâye ve zamansız bir değer olmasını istiyoruz…
Dior Couture Sonbahar/Kış 2026-‘27: Jonathan Anderson Couture’da Sessiz Bir Devrim Başlatıyor
Haute Couture artık yalnızca gösterişli elbiseler üretme sanatı değil; zanaatin, sabrın ve tasarımcının dünya görüşünün en saf hâli. Jonathan Anderson’ın Dior için çizdiği bu yeni rota, modanın sürekli daha fazlasını istemek zorunda olmadığını hatırlatıyor. Bazen en güçlü koleksiyonlar, ilk bakışta en sessiz görünenler oluyor…
Londra’nın Kalbinde Bir Mağazadan Çok Daha Fazlası; Hermès Maison Bond Street
“Lüks, gösterişli olmak değil; zamana meydan okuyacak bir deneyim yaratabilmektir.” Hermès, Londra’nın yeni Maison Bond Street mağazasıyla tam da bu düşünceyi somutlaştırıyor.
Dünyanın en prestijli alışveriş destinasyonlarından biri olan New Bond Street, yıllardır haute couture, mücevher ve saat dünyasının en seçkin isimlerini ağırlıyor.
Ancak Hermès’in 166 New Bond Street’te kapılarını açtığı yeni Maison, yalnızca bu caddenin değil, küresel lüks perakendenin de çıtasını yeniden belirliyor.
Burası yeni bir butik değil. Burası, yaklaşık iki yüzyıla yaklaşan Hermès mirasının; mimarlık, sanat, tasarım ve yaşam kültürüyle yeniden yorumlandığı yaşayan bir ev…
Ünlülerin Kozmetik Savaşları
Güzellik ve kozmetik dünyası, uzun yıllar ünlü isimleri sadece ışıltılı reklam kampanyalarının yüzü olarak ağırladı. Parlak ışıklar altında elinde parfüm şişesi ile ya da yeni çıkan bir ruj ile kameraya pozlar veren popüler figürler, markalar için en güvenli ciro kapısıydı.
Ancak dijital çağ, tüketici alışkanlıkları ve lüks algısı kökten değişti. Bugün podyumdan, kırmızı halıdan ve sahnelerden tanıdığımız isimler artık birer reklam yüzü değil; kendi laboratuvarlarını kuran, formül geliştiren ve milyar dolarlık dev güzellik imparatorluklarını bizzat yöneten birer CEO rolündeler.